4 Haziran 2010 Cuma

Kız kardeş



Kız kardeşim yok ama tüm yakın arkadaşlarımın hatta tüm kız arkadaşlarımının yüzde doksanının kız kardeşi var.Nedense azınlıkta kalmışım,erkek kardeşle yetiniyorum.Onun güzelliği de apayrı tabii ki.

Bazıları kardeşleriyle gayet iyi geçiniyor,bazıları sürekli didişiyor,bazıları muhattap bile olmuyor.Annem kız kardeşi olmadığı için üzülür hep,keşke olsaydı diye hayıflanır durur.Belki olsaydı o da didişecekti.
Ne olursa olsun kız kardeşin iyi bir şey olduğunu düşünüyorum,hele ki yaş ilerledikçe insana sırdaş,dost olur.Kardeşinle kavga bile etsen o kardeşindir,bir süre sonra barışırsın.İçinde kötülük olmaz.Oysa ki yakın arkadaşınla kardeş gibi olsan da kırgınlıkların çoğalır,ilişkin zedelenir.

Hele ki anne artık yoksa,kardeş anne gibi yakın olmaz mı?

Bir arkadaşım kardeşini kızı gibi görüyor.Canını istese gözünü kırpmadan verir.Bir diğerinin ablasıyla hiç ortak noktası yok,fazla konuşmuyorlar,birbirlerinin dertlerini bilmiyorlar.Birileri sürekli kavga halinde,arkadaşlarını paylaşamıyorlar.Ötekiler bir ara en göze çarpan olmak için savaş içindeydiler.Başka biri ablam bencil diyor.
Böyle böyle devam ediyor konu.

Ne olursa olsun kardeş güzeldir,hele ki bir kız için kız kardeş her şeyden güzeldir galiba,en azından uzaktan bana öyle geliyor :)

31 Mayıs 2010 Pazartesi

Yiğit Alıcı


Her ne kadar formatını tam olarak anlayamadıysam da görünce izlemeden geçemediğim bir program Evcilik Oyunu.Belki gerçek çiftler olsalardı daha inandırıcı olurdu.Programa fazla değinmek istemiyorum.Asıl konum Yiğit.Bu adamı tv de çeşitli programlardan biliyordum,özellikle müzik programlarından.

Ama nasıl bir adamdır yahu bu.Hiç gerçek gibi durmuyor ama bir o kadar da gerçek gibi.Sanırım benim gibi bir çok kadının ideal koca tanımını karşılıyor.Artık nasıl erkeklerden hoşlanırsınız sorusuna Yiğit gibilerinden diyeceğim :) Ekşi sözlükten Yiğit'le ilgili yazılanları okudum.Hep iyi,güzel şeyler yazılmış.Demek ki adam gerçekte de böyle.Boğa kadınları çok sabırlı,karşısındakinin mutluluğunu düşünen burçlardır.İnatlarını ve karamsarlıklarını göz ardı edersek gerçekten on numara kadınlardır.Meğerse erkek kısmıda öyleymiş.O zaman hemen boğa avına çıkıyoruz :)
Zaten gönlüm hep bir boğa erkeğini aramıştır,ne yazık ki  yol alsam da sonuca gelemedim.Belki kısmet bundan sonrayadır.

Yiğit'e tekrar dönersem anlayışlı,peygamber sabrına sahip,sevecen,mızmızlanmayan,derdini anlatabilen ama karşı taraf anlamayınca veya anlamak istemeyince üstelemeyen,diretmeyen,esprili,sıcak anlat anlat bitmez biri.Google araştırmalarıma göre evlenmiş ve ayrılmış.Valla böyle bir adam boşanınca insanın karşı tarafı suçlayası geliyor ama yanlış olur tabii ki.Mükemmele yakın insanların bile ilişkilerinde sorunlar olabilir.Yakınlaştıkça,derine indikçe insanın herkesin göremediği,bilemediği tarafları ortaya çıkabiliyor.Ama uzaktaki haliyle bende Yiğit'e 10 puan,10 puan.

27 Mayıs 2010 Perşembe



Hayat hep böyle mi geçecek? Kendini ehlileştirme,normalleşme süreci midir hayat? Sürekli kendini eğitmek,silip baştan yazmaya çalışmak.Bazen değişmek,bazen değiştiğini sanmak ama değişememek.Off hayat ne kadar yorucu bir şey.Herkes için mi böyle acaba.Sakin,sevecen,huzurlu olmaya çalışıyorum.Fırtınalı bir ruha sakin bir elbise giydirme çabası benimkisi.Biliyorum çoğu zaman boşa kürek çekiyorum.Kendini kabul et huzura er diyor iç sesim.Savaşçı ruhum en çok kendiyle savaşıyor.
Son zamanlardaki aktivitem davranış kopyalamak,kopyalamaya çalışmak.Çabuk sinirli tarafımı törpülemek için daha sakin bir arkadaşımı seçiyorum ve onun davranışlarını kopyalayıp kendime yapıştırmaya çalışıyorum.İzliyorum,yöntemini gözlemliyorum.Bakış açısını yakalamaya çalışıyorum.Başarılı değilim şu an,yolun çok başındayım çünkü.Bu konuda başarılı olmak iyi bir şey midir,o konuya hiççç girmek istemiyorum bile.
Dün serviste giderken yanımdaki iki kız konuşuyordu,biri sevgilisini anlatıyordu,kulak misafiri oldum.Diğerinin yaklaşımı nasıl olacaktı? Benim gibi heyecanlı heyecanlı fikrini mi söyleyecekti,yoksa sadece dinleyip hı hı mı diyecekti.Tabii ki hı hı dedi.Fazla üstelemeden bir iki kelimecik söyledi o kadar.Neymiş efenimm demek ki kendi fikrim çokta mühim değilmiş,maksat karşı taraf içini boşaltsın.Bana mı kaldı akıl vermek.
Her söze verilecek bir cevabı olmamalı insanın.Off oysaki ben ne hazır cevabımdır,sorma gitsin.Daha karşı taraf ne diyeceğini tam olarak bilemezken onun içini okur bir de cevap veririm :) İnsan ne çekerse dilinden çekermiş.Hazır cevap olmak iyi bir şey gibi görünür ama aslında işin iç yüzü öyle değildir.Hazır cevaplık hız gerektirir.Lafı hemen yapıştıracaksın ki bir şeye benzesin :) Ama bu huy diğer davranışlarada yansıyınca ızdırap başlıyor.Bu hız susman gereken yerde lönk lönk konuşmana yol açıyor.Oysa ki yeri geldiğinde susmak bulunmaz bir hazinedir.

Bitmez bu normalleşme süreci,yaz yaz nereye kadar.En iyisi kopyalama olayı için örnek insanlar bulmak.

25 Mayıs 2010 Salı

En iyisi o olduğu için mi severiz,arayışımız en iyi bulma çabası mıdır?
"En iyi "  kişiye göre çok değişen bir kavram değil midir? Her zaman daha iyisi olmaz mı? Daha güzeli,daha yakışıklısı,daha akıllısı,daha zengini...Bu liste böyle uzar gider.
Çabamız en iyi bulma çabasıysa boşa kürek çekmiyor muyuz?
Peki biz en iyisi miyiz? Karşımızdakini en iyiye bulana kadar yedeğimizde tutuyorsak eğer ,sanırım en iyiyi bir kenara bırakalım hiç iyi değilizdir.
Her zaman ondanda sendende en iyisi bir yerlerde vardır.Ama o eksik olacaktır en iyi haliyle.Çünkü sevdiğin daha az iyi olandır,eksik olandır.Onu o eksiklikleriyle sevmişsindir.

19 Mayıs 2010 Çarşamba


Biliyorum canımı acıtmak için yapıyorsun bunları,her resmini benim göreceğimi bildiğin için koyuyorsun.O resimlerde yanındakine değil bana bakıyorsun.Gözlerinle -sensiz de gayet iyiyim mesajı vermeye çalışıyorsun.Ama olmuyor be.Ben seni bunlara kanmayacak kadar iyi tanıyorum.Birine tutunmadan ayakta kalamayacağını çok iyi biliyorum.İri bedenininin sadece görüntüden ibaret olduğunu,ufak bir üzüntü rüzgarında bile alabora olacağını gayet iyi biliyorum.İnsan ancak kendini kandırır,etrafındakiler sadece kanmış numarası yapar.
Evet canımı biraz acıtıyorsun ama bu acıma sen artık yanımda olmadığın için değil senin gibi birinin yanında nasıl olabildiğim için.Bir daha asla geri getiremeyeceğim kayıplarımı sende nasıl da umarsızca harcadığım için.Acınacak halinde kendi kayıplarıma acıyorum sadece.

Peki ben ne mi yapıyorum? Herkes gibi en iyi bildiğim şeyi yapmaya çalışıyorum.
Kendi kendime yaralarımı sarıyorum,küllerimdem doğuyorum hatta doğdum bile.Birine tutunarak hayatta kalmaya çalışmak yerine önce ayağa kalkıyorum,yaralarımı sarıyorum sonra hayata birlikte sarılacak birini bekliyorum.

Ve sana güzel bir şarkıyla bir kez daha veda ediyorum.

Ayrılık bir sarkı
Kimse dinlemeyecek
Aşk eski bir palavra
Artık burdan geçmeyecek
İnanmak bir yol
Kimse yurumeyecek

Hayır istemem bir baskasını
Yalnız da ayaga kalkabilirm
Hayır dokunma bir baskasına
Tutunmadan da ayaga kalkabilirim

Cem Adrian-Yalnız da ayağa kalkabilirim.

18 Mayıs 2010 Salı

b-trophy Kadın Yürüyüş Yarışı (Kendin için bir şey yap)

b-TROPHY İLE KADINLAR HEM YÜRÜYOR HEM EĞLENİYOR!


Herkes İçin Spor Federasyonu ve b-fit Sağlık ve Spor Merkezi, Spor Haftası Etkinlikleri kapsamında, 23 Mayıs Pazar günü, Nişantaşı’nda kadınlar için ödüllü bir yürüyüş yarışı düzenliyor… Sağlıklı yaşam için sporun önemine dikkat çekmek amacıyla gerçekleştirilen bu etkinliğe eğlenceli ve sportif bir gün geçirmek isteyen tüm kadınlar davetli…

Herkes İçin Spor Federasyonu ve b-fit Kadınların Spor ve Yaşam Merkezi, b-TROPHY yürüyüşü ile kadınları ödüllü bir yürüyüş yarışına davet ediyor… İlki 2008 yılında gerçekleştirilerek gelenekselleşen b-TROPHY Kadın Yürüyüş Yarışı bu sene 23 Mayıs Pazar günü Nişantaşı Sanat Parkı’nda start alıyor. Sporun kadınlar için önemine dikkat çekmek ve sağlıklı yaşamın vazgeçilmezliğini vurgulamak için gerçekleştirilen yarışa, sadece aktif olarak spor yapan kadınlar değil, eğlenceli bir gün geçirmek isteyen her yaş grubundan kadınlar ücretsiz olarak katılabilirler. b-TROPHY yürüyüşü ile kadınlar hem spor yapıp stres atacak, hem de İstanbul’da yürümenin ödüllü keyfine varacaklar.

Harbiye Askeri Müze’nin yanındaki Nişantaşı Sanat Parkı’nda kurulacak alanda kayıtlarını tamamlayan katılımcılar, saat 11.00’de yürüyüşe başlayacaklar. Nişantaşı’ndan yola çıkarak Şişli, Mecidiyeköy, Balmumcu, Beşiktaş, Dolmabahçe, Taksim ve Nişantaşı rotasını takip edip yarışı tamamlayan ilk 30 kadını çeşitli ödüller bekliyor…
İlk 30'a Ödüller, Tüm Katılımcılara Sürpriz Hediyeler…

Yarış parkurunu en önde tamamlayarak Birinci gelen yarışçıya 5 yıldızlı Antalya Delphin Otel’de 3 gece 4 gün çift kişilik her şey dahil konaklama, diğer dereceye giren yarışçılara ise b-fit Kadınların Spor ve Yaşam Merkezi üyeliği, ARNİCA marka küçük ev aletleri, FUEL marka spor ayakkabı, WOMEN’S HEALTH dergisi senelik üyeliği, GHETTO parti davetiyeleri, JİNEMED jinekolojik muayene çekleri, DR. MATTRESS marka yatak ürünleri gibi hediyelerin verileceği aktivitede, etkinliğe katılan tüm kadınları da sürpriz hediyeler ve indirim çekleri bekliyor. Nişantaşı Sanat Parkı’nda açılacak stantlarda Nivea, Tadım gibi farklı markalar da ürün dağıtarak projeye destek verecekler.

b-fit Kadınların Spor ve Yaşam Merkezi sponsorluğunda Herkes İçin Spor Federasyonu tarafından düzenlenen yürüyüş yarışı hakkında www.b-trophy.com web sitesinden ve b-fit şubelerinden detaylı bilgi alınabilir ve kayıt yaptırılabilir.

b-Trophy Kadın Yürüyüş Yarışı - 23 Mayıs 2010

Katılımcı Kayıt : 10.00-11.00

Yarış Başlangıç : 11.00

Ödül Töreni : 16.00

Ayrıntılı Bilgi ve Kayıt için : www.b-trophy.com ve b-fit şubeleri


YARIŞTA EN HIZLI YÜRÜYEREK DERECEYE GIREN ILK 30 KADINA ÖDÜLLER!

Yarışı birincilikle bitiren katılımcıya Antalya Delphin Otel’de Herşey dahil 3 gece 4 gün Çift Kişilik Konaklama ve 1 senelik b-fit üyeliği,
Yarışı birincilikle bitiren katılımcıya Antalya Delphin Otel’de Herşey dahil 3 gece 4 gün Çift Kişilik Konaklama ve 1 senelik b-fit üyeliği,
İkinciye Arnica marka küçük ev aleti ve 6 aylık b-fit üyeliği,
Üçüncüye Arnica marka küçük ev aleti ve 3 aylık b-fit üyeliği,
Dördüncüye Arnica marka küçük ev aleti ve 1 aylık b-fit üyeliği
Beşinciye 1 senelik Women’s Health dergi aboneliği ve 29 Mayıs Ghetto kapanış partisine çift kişilik davetiye,
Altıncı ve yedinciye 29 Mayıs Ghetto kapanış partisine çift kişilik davetiye,
8 ve 10 arası dereceye giren katılımcılara Happy Hour Kokteyl ikram,
11 ve 20 arası dereceye giren katılımcılara Fuel marka birer çift spor ayakkabı,
20 ve 30 arası dereceye giren katılımcılara Jinemed’den jinekolojik muayene çeki
Ayrıca Dereceye giren tüm kadınlara Dr. Mattress marka ürünler ve

ETKINLIĞE KATILAN TÜM KADINLARA IÇIN BIR HAFTALIK B-FIT ÜYELIK ÇEKI VE ÇEŞITLI ÜRÜNLERLE DOLU B-TROPHY ÇANTASI HEDIYE!


Hepimizin ya da genelleme yapmayayım çoğunluğumuzun derdi kendini mühim hissetmek değil mi? Özen gösterilen,sevilen,değer verilen,paylaşılamayan olmayı isteyen kaç kişiyiz.Erkekler de bu duygular bastırılmış,başka duygularla örtülmüş olabilir ama kadınlar arasında vardır böyle istekler.Bahsettiğim bir erkek tarafından bu şekilde hissettirilmek değil,hemcinslerimiz arasında bu duyguyu yaşamak.

Yakın saydığımız arkadaşımızların bizi yakın sayması hatta diğer arkadaşları arasında en özeli bulması,en özen gösterilen olmak.Etrafımda şahsımda dahil olarak bu duyguları gizli ya da gizleyemeyecek kadar acemi olarak isteyen çok arkadaşım var.Hele ki birbirini tanıyan kalabalık bir kadın grubu içindeyseniz durum daha da vahimleşiyor.Kıskanmalar,ihmal edildiğini düşünmeler alıp başını gidiyor.Sürekli kıyaslama durumunda bulabiliyorsunuz kendinizi ve diğerlerini.Düşünmemek,akışına bırakmak en iyisi her zaman ki gibi,ama her durumda olamıyor bu düşünce tarzı.Eninde sonunda o kaçtığınız,içinde bulunmayı kendinize yakıştıramadığınız duygu ruhunuzu ele geçiriyor.En sevilen,en özen gösterilen olmak.Belki de bunları isteyecek kadar yakın olmamalıyız kimseyle.Karşı tarafla her zaman az da olsa bir mesafe barındırmalıyız.