1 Şubat 2013 Cuma
17 Aralık 2012 Pazartesi
Hafta sonu, devlet tiyatrolarında oynayan Sezuan'ın iyi insanını izledim. Alman Bertolt Brecth'in yazdığı bir oyun. Yazıldığı gibi okunduğunu düşünüyordum meğerse Sıjuan gibi bir şeydi yanlış hatırlamıyorsam okunuş şekli. OYuna girerken uyarı dikkatimi çekti " bu oyunda tütün ve tütün mamülleri kullanılmaktadır" Niye yazmışlar ki deyip salona girdim. Bazı bölümlerde sigara içiliyordu hatta şarabın bile gerçek olduğunu düşünüyorum. Eeee olabilir, zaten çocuk oyunu değil ki ! Salonda duman içinde kalmadı koku falanda yoktu. Her şey oldukça normal yani. Pazartesi internet haberlerine bakarken gördüm, oyuncular daha önceki tarihteki oyunda kapalı alanda sigara içtikleri için ceza almışlar. Kimlikleri istenmiş ama vermemişler. Ceza kime yazıldı bilmiyorum. Belki de kapıda dikkaitim çeken yazı bu cezadan sonra yazılmıştır. Konuyla ilgili bugün Cengiz Semercioğlu'nun yazısı vardı. Diyor ki ; "tecavüz sahnesinde gerçekten tecavüz mü ediliyor ? sigarayı yakmasaydınız veya elektronik sigaralar kullansaydınız." Bunlarda olabilirdi tabii ama içilen bir iki sigaranın izleyicleri rahatsız etmediğini düşünüyorum. Kimseden konuyla ilgili şikayet duymadım.
Oyuna gelince gayet güzeldi, sağlam bir din eleştirisi yapıldığını düşünüyorum. İlk başta tanrıların sakat olarak sahneye çıkmasından sinyallerini açıkca veriyor zaten. Hareketli ve anlamlı bir oyun. Diğer tüm oyuncular ve başroldeki Zeynep Ekin Öner çok iyi performans sergiledi, sadece biraz fazla bağırıyor :)
Devlet tiyatrolarında iyi oyun izlemek pek zor. Bazılarında uyuklamışlığım bile var. İzlenebilecek güzel bir oyun kaçırmayın derim.
Sezuan'ın İyi İnsanı
Cengiz Semercioğlu yazısı
27 Kasım 2012 Salı
İstanbul Etkinlikleri
İstanbul, kızasakta sövsekte bambaşka bir yer. Özellikle kültür sanat açısından yoğun bir il, her türlü etkinlik düzenleniyor, keyfinize göre gidebilirsiniz. İlla çok paramız olması da gerekmiyor. Mesela Beyoğlu'ndaki Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi'nde sezonu geçmiş ama çok esi filmler değil, yinede güncel sayılan filmler daha uygun fiyata izlenebiliyor. Çarşambaları çoğu müzede halk günü var, ücretsiz gezilebilir. Belediyelerin ücretsiz etkinlikleri oluyor ,mesela geçenlerde Cahit Berkay konseri vardı. Buna benzer birçok etkinlik var. Bugün gazetede okudum Pera Müzesi'nde cuma akşamları ücretsiz olmuş. Uzun Cuma adıyla 6 Ocak 2013'e kadar cuma akşamları 18-22 saatleri arasında ücretsiz gezilebiliyor. Altın çocuklar sergisini gezmek için sabırsızlanıyorum. Sabancı Müzesi'nden de böyle bir haber bekliyorum Monet'i gezebilmek için :) Bir ümitte fırsat sitelerine düşmesini bekliyorum, olmadı neyse parası veririz deyip gideceğim artık.
Büyükşehir etkinlikleri için
Büyükşehir etkinlikleri için
25 Kasım 2012 Pazar
Sabah sabah hele Pazartesi sabahı pür neşe içerisinde bülbül gibi şakıyan insanlar ! bana bakın o dilinizi zımbalarım dudağınıza,kapatın çenenizi, etrafınızda afyonu patlamamış yine mi sabah yine mi kargalardan önce uyandım yine mi iş yine mi yine mi diyen birileri biri var. Kapatın o koca ağzınızı, kapatın o koca gülümsemenizi. Banane sizin aile hayatınızdan haftasonu neler yaptığınızdan banane kardeşini kiminle evlendireceğinden ba na ne. sussssss sessizlik iyidir!!!!
22 Ekim 2012 Pazartesi
Hürrem Sultan
Muhteşem yüzyıl dalgası sanata da yansımış ve İstanbul Devlet Opera Balesi, Hürrem Sultan'ı baleye uyarlamış. Pek de güzel olmuş. Bale izlemeye çok geç kalmışım onu anladım. Bale,opera gibi sanatlar nedense zengin sanatı gibi düşünülür.Hürrem Sultan, Akm kapatıldığından dolayı Kadıköy Süreyya Operası'nda gösteriliyor. Biraz küçük olsada dekorasyonu oldukça güzel, yüksek tavandan gözlerinizi alamıyorsunuz. 3 katlı olan salonda loca sistemi de var. Bizim loca biraz kenardaydı ama yinede sahneyi görmede sıkıntı yaşamadık. Oyun toplam 2 saat sürüyor. 1.perde bitmeden bale olarak halk oyunu gösterisi yapıldı. Oyunla hiç bağlantısı olmadığı için ayrı bir şey olarak düşündük. Oldukça güzeldi.
Gösteri ilk başladığında bir konuşma duymağı isteği belirdi içimde ilk defa gitmenin getirdiği bir yanılgı olmalı. Kısa süre sonra geçiyor :) Bale yapmak oldukça disiplin gerektiren zor bir sanat ve oldukça da yorucu. Balet ve balerinler nefes nefese kaldılar.
Müzik ve zarafetin birleştiği görsel bir şölen. Bilet bulmak zor olsada şansınızı deneyin derim.
bilgi
27 Eylül 2012 Perşembe
Sabah yıldızı, Sabahattin Ali
Sabahattin Ali'yi çok geç farkettim. Kürk Mantolu Madonna bir çok kişi gibi ilk okuduğum kitabıydı. Sonrasında İçimizdeki Şeytanı okudum. Hakkında bir çok şey okudum. Ve belgeselinin yapıldığını duyunca üstelik sadece bir salonda gösterildiğini öğrenince gitmem farz oldu. Koskoca İstanbul'da sadece bir sinemanın bir salonunda kısa bir süre gösteriliyor. Bildiğim kadarıyla da bugün vizyondan kalkıyor. Sırf bunun için bile gidip izlenmeli diyorum. Böyle yapımlara destek olmak boynumuzun borcudur.
Belgesele gelirsek; daha iyi olabilirmiş.Madem sinema salonunda gösteriliyor biraz daha sinematografik olabilirdi. Sadece bu belgeselden Sabahattin Ali'yi tanıyacak olanlar için yazar, içindeki çocuğu muhafaza etmiş, zııpır, hayatın dramına gülerek bakan bir profil çiziyor. Zira bendede bu duyguları uyandırdı ve bu adam içimizdeki şeytan gibi bir romanı nasıl yazabilmiş dedim. Belkide demagoji yapmaktan çekinmiştir yönetmen ama böyle olunca da eksik kalmış bence Sabahattin Ali'yi tanıtma konusunda. Çektiği acılar daha vurucu bir şekilde anlatılabilirdi zira bunlar gerçek acılardır abartmaya bile gerek yoktur. En dramatik bölüm yazarın ölümünün, öldürülüşünün anlatıldığı yerdir. Mezarının ordan oraya taşınması ve tıpkı gerçek katilleri gibi mezarının da halen bilinememesi. Bu ülkede diye sonlandırmak istemiyorum çünkü her ülkede var böyle şeyler, her ülkede vatanını,ülkesini seven bunların çıkarlarını kendi çıkarları üstünde tutan güzel, kıymetli insanlar bir şekilde ortadan kaldırılıyor...
Sabahattin Ali şiirlerinden bestelenen bir kaç şarkı
Sabahattin Ali şarkıları
Belgesele gelirsek; daha iyi olabilirmiş.Madem sinema salonunda gösteriliyor biraz daha sinematografik olabilirdi. Sadece bu belgeselden Sabahattin Ali'yi tanıyacak olanlar için yazar, içindeki çocuğu muhafaza etmiş, zııpır, hayatın dramına gülerek bakan bir profil çiziyor. Zira bendede bu duyguları uyandırdı ve bu adam içimizdeki şeytan gibi bir romanı nasıl yazabilmiş dedim. Belkide demagoji yapmaktan çekinmiştir yönetmen ama böyle olunca da eksik kalmış bence Sabahattin Ali'yi tanıtma konusunda. Çektiği acılar daha vurucu bir şekilde anlatılabilirdi zira bunlar gerçek acılardır abartmaya bile gerek yoktur. En dramatik bölüm yazarın ölümünün, öldürülüşünün anlatıldığı yerdir. Mezarının ordan oraya taşınması ve tıpkı gerçek katilleri gibi mezarının da halen bilinememesi. Bu ülkede diye sonlandırmak istemiyorum çünkü her ülkede var böyle şeyler, her ülkede vatanını,ülkesini seven bunların çıkarlarını kendi çıkarları üstünde tutan güzel, kıymetli insanlar bir şekilde ortadan kaldırılıyor...
Sabahattin Ali şiirlerinden bestelenen bir kaç şarkı
Sabahattin Ali şarkıları
21 Eylül 2012 Cuma
Kör Baykuş, Sadık Hidayet
İran edebiyatından okuduğum ilk yazar oldu Sadık Hidayet. Nette biraz araştırdığınızda Kör Baykuş'un ne kadar sevilip, okunduğunu görebilirsiniz. Bu yorumlar beni etkiledi mi ? Elbette etkiledi. Oldukça ince, bir çırpıda biter hissi veren bir novella Kör Baykuş.
İlk sayfalarda anlamakta zorlandım açıkcası, sonrasında biraz araştırma yapıp acaba ne anlatmak istemiş diye baktığımda biraz daha kafama oturdu, anlaşılır oldu. Ama yetmedi diyebilirim. Ve sorgulamaya başladım. Acaba bir kitap araştırma gerektirmeden okuyucu için anlaşılır olsa daha iyi olmaz mı ? Elbette kolayca aksın gitsin, basit konular anlatılsın demiyorum ama bazen öyle öznel ve simgesel yazılıyor ki yazarın hayat hikayesini, ülkesinin durumunu bilmeden yazılanları anlamak mümkün olmuyor. Kör Baykuş'ta hala anlamadığım simgeler var. Mesela kahpe kadın neyi simgeliyor ? Nereye çeksen oraya gider bir durumu var simgeli anlatımların. Yazarın o anki psikolojik durumunu bilebilsek daha kolay olurdu anlaşılması.
Novella olarak beni en çok etkileyenlerinden birkaçı Satranç ve Yabancı'dır. Onlarda da simgesel bir anlatım var fakat okuyucuyla bağ kurabildiklerini düşünüyorum. Etkileyeci ve oldukça çarpıcılar.
Sonuç olarak Kör baykuş'u da okuyunuz, her kitap bir insanı ve bir ülkeyi tanımaktır çünkü.
İlk sayfalarda anlamakta zorlandım açıkcası, sonrasında biraz araştırma yapıp acaba ne anlatmak istemiş diye baktığımda biraz daha kafama oturdu, anlaşılır oldu. Ama yetmedi diyebilirim. Ve sorgulamaya başladım. Acaba bir kitap araştırma gerektirmeden okuyucu için anlaşılır olsa daha iyi olmaz mı ? Elbette kolayca aksın gitsin, basit konular anlatılsın demiyorum ama bazen öyle öznel ve simgesel yazılıyor ki yazarın hayat hikayesini, ülkesinin durumunu bilmeden yazılanları anlamak mümkün olmuyor. Kör Baykuş'ta hala anlamadığım simgeler var. Mesela kahpe kadın neyi simgeliyor ? Nereye çeksen oraya gider bir durumu var simgeli anlatımların. Yazarın o anki psikolojik durumunu bilebilsek daha kolay olurdu anlaşılması.
Novella olarak beni en çok etkileyenlerinden birkaçı Satranç ve Yabancı'dır. Onlarda da simgesel bir anlatım var fakat okuyucuyla bağ kurabildiklerini düşünüyorum. Etkileyeci ve oldukça çarpıcılar.
Sonuç olarak Kör baykuş'u da okuyunuz, her kitap bir insanı ve bir ülkeyi tanımaktır çünkü.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
