28 Mayıs 2013 Salı

Viyana yolculuk hazırlıkları



Pasaportumu çıkaralı 6 ay gibi bir zaman oluyor. 2 yıllık süresi dolmadan ilk uçak ve yurt dışı seyahatimi yapmak istiyordum. Daha önce birkaç defa vazgeçtiğimiz Viyana’da arkadaşımla karar kıldık. Daha önce hiç vize başvurusu yapmadığım için ne yapılır bilmiyordum ve kutsal bilgi kaynağımız googledan başladım araştırmaya. Maalesef bu işlerde para peşin oluyor. Avusturya turist vizesi için ; herhangi bir Yapı Kredi şubesine 60 € vize bedeli, 29 tl telefonla randevu bedeli, 3,5 tl ykb işlem bedeli ödüyor. Daha sonra dekontta yazan pin numarasıyla 0212 373 58 25 nolu telefondan randevu alıyorsunuz. Bize 2 hafta sonrasına randevu verdiler. Konsolosluk Yeniköy’de, 4.Levent’ten Sarıyer otobüslerine veya Yeniköy minibüsüne binip hemen önünde iniyorsunuz. Vize görüşmesi kısa sürüyor, ben bir odaya gireriz birkaç kişi sorguya çeker diye düşünmüştüm fakat 3 vezne var, isminiz okununca oraya gidip evrakları teslim edip görevlinin varsa bir iki sorusuna cevap veriyorsunuz. Bize 2 gün sonra gelin dediler. Gittik 1 aylık vizemizi kaptık.

Gelelim hazırlanacak evraklara ; vize randevusundan sonra gerekli evrakları mail olarak gönderiyorlar. Ama nedense biz inanmadık sürekli araştırdık, oysaki hiç gerek yok tamda maildeki evrakları istiyorlar. Yok efenim vergi levhasının arkasınında fotokopisi olmalıymış, yok ıslak kaşe olmalıymış falanda falan. Bize sordukları sadece otel ve uçak biletinin makbuzları oldu. Otel ve bilet mail olarak geldiği için çıktısını eklemiştik, ödendiği nereden anlaşılıyor falan dediler ama sorun olmadı yinede. Kredi kartı ektresinin eklenip, ilgili ödemeler işaretlenirse iyi olur kanısındayım.

Avusturya Schengen Vizesi evrak sıralaması şu şekildedir :

1.        Uçak rezervasyonu
2.        seyehat sigortası
3.        otel rezervasyonu
4.        davetiye (varsa)
5.        calışma+izin belgesi  (işveren imzalı izin yazısı)
6.        maaş bordroları (son ay en üstte) (son 3 ay )
7.        SSK ise giriş belgesi
8.        SSK hizmet dökümü (internetten kendiniz alıyorsunuz)
9.        banka hesapları
10.     vergi levhası
11.      faaliyet belgesi (son 6 aylık ve aslı olmalı)
12.     imza sirküleri
13.      ticari sicil gazetesi
14.     var ise tapu (fotokopi)
15.      var ise evlilik cüzdanı (fotokopi)
16.     nufüs kayıt örneği
17.      pasaport fotokopileri  (daha önce vize aldıysanız onunda fotokopisi ve eski  pasaport varsa onunda fotokopisi)

İşveren izin yazım şu şekildeydi, şirket antetli kağıdına yazdım ve patron imzaladı


……..  ……ÜRETİM
DAĞITIM VE TİC.LTD.ŞTİ.
……. CAD. ……SOK.NO…
                                                                                ……./ İSTANBUL

../../2013

Avusturya Başkonsolosluğu  İSTANBUL
Vize Bölümüne,

Şirketimiz çalışanlarından ….. …. ……/05/2013 & …/…./2013 tarihleri
arasında yıllık yasal iznini ülkenizi turistik amaçlı ziyaret ederek kullanmak 
istediğini belirtmiş ve bu nedenle işbu yazı tarafımızdan düzenlenmiştir.
Seyahat dönüş tarihinden itibaren firmamızdaki ilgili bölümde çalışmalarına
devam edecektir.

Bilgilerinize.
       
                                                                                                    Yetkili Adı  Soyadı:                                                                                                                                 İmza:   

Tüm  Bu evrakları hazırlayıp bir de buradaki formu istendiği gibi doldurup evraklarla teslim   ettim.  2 adet fotoğraf yazmışlar ama 1 tane aldılar. Fotoğraf olayında gereksiz stres yaptım; 6 ay önce pasaport için biyometrik fotoğraf çektirmiştim her ne kadar yeni fotoğraf isteselerde ben  bir daha masraf yapıp yeni çektirmek istemedim. Aldım onu gittim, arkadaşla evrakları karşılaştırırken birde baktım onun resmi mini minnacık benimki kocaman. Aman dedim şimdi yandık, 3 kuruştan kaçarken başıma iş gelecek. Neyseki görevli aldı fotoğrafımı güzelce kesti, küçülttü. Arkadaşımda schengen vizesinin olduğu eski pasaportunu getirmeyi unutmuştu ama fotokopisi vardı, ona da aslı nerede bunun demediler.Velhasıl vizemizi aldık, yakın zamanda kısa bir Viyana ziyaretine gidiyoruz....

Biletlerimizi tripstadan aldık. Thy biletleri olmasına rağmen buradaki sitelerde daha ucuz gözüküyor ama ödeme aşamasında 45-50 tl idi sanırım ekleme yapıyorlar. Thy ile kafa kafaya geldi diyebiliriz, acentedan alsaydık taksitte yaparlardı sanırım. Bu arada seyahat tarihi yaklaştıkça otel ve bilet fiyatı arttıkça artıyor.

oteli, bookingden bu oteli aldık. Bakalım nasıl çıkacak..

 


B
bbb

                 


28 Nisan 2013 Pazar

Onur Akın, sevdiğim bir sanatçıdır ama bir süredir kendini tekrar ettiğini düşündüğüm için takip etmiyorum. Bu albümde tadına doyulmaz şarkıları var ve anladım ki Onur Akın şarkılarını en iyi Onur Akın söylüyor. Rahmetli Müslüm Gürses'inde Asi ve Mavi'yi söylediği albüm Onur Akın sevenler için güzel bir albüm ama ben yine de kendisinden dinlemeyi tercih edenlerdenim.

Dinlemek isteyenler için ; Onur_Akin_25._Sanat_Yili

16 Nisan 2013 Salı

Çekip gitmen bir süre sonra sorun olmaktan çıkıyorda, hiçbir açıklamaya layık görülmemek işte budur koyan insana. Budur onuruma yediremediğim şey. Gitmeyi kafasına koyana kal demek bir şeye yaramaz, denmezde elbet ama işi bitince sırtını dönüp uyuyan adamın yarattığı onursuzluktan nasıl kurtulunur? Bu mudur insanın insana layık gördüğü davranış. Sevgi emek ister Türk filminden fırlayıp dilimize yapışmız bir cümledir evet ama emek verdiğimiz bir sevginin ayrılığı hiç mi emek istemez. Emekle oluşturduğumuz duygular, verdiğimiz özveriler böylesine umarsızca, bir çırpıda silinip gidebilir mi? İnsanın insana yaptığı eziyettir böylesi ancak. Kendini kurtarma uğruna karşısındakini bir kalemde silmek, oysa ki karşıdakinin o kalemden haberi bile yoktur. Bu bencilliken öte nedir ki ? Kendimizi korumak uğruna karşı tarafı ezip geçtiğimiz bir hayatta mutluluğumuz ne kadar masumdur ?

7 Nisan 2013 Pazar

Oyun, Samuel Beckett

Murphy, Beckett'in okuduğum tek romanı. Farklı, anlaması güç, oldukça öznel bir roman olduğunu düşünüyorum. Deneysel bir roman olmalı ve normal edebiyat okuyucusu için yazılmamış olabilir. Ya da bazı romanlar gibi profesyonel okuyuculuk gerektiriyor. Neticede benim için gizemini koruyan bir roman.

Genelde gitmeyi düşündüğüm oyunlara kim ne demiş neyi anlatıyor diye kısaca bakarım. Bu sefer bunu atlamışım ama oyunun broşüründe Samuel Beckett adını görünce sıra dışı bir oyun izleyeceğimi biliyordum. Oyunun adı oyun. 15 oyuncuyu 15 pencerede düşünün. Karanlık bir ortam önce kafalar gözüküyor. Sonra konuşmalar, biri susuyor diğeri başlıyor. Anlatması oldukça zor fakat şunu söyleyebilirim, bence müthiş bir performans gerektiriyor. Zamanlama oyunun kilit noktası zira oyunculardaki veya ışıktaki küçücük bir aksama bile ritmi bozar. Oyun, bir tiyatrodan ziyade sahne performansı gibi yani gittiğinizde klasik bir oyun beklemeyin. Bu nedenle 40-50 dakika civarı süren kısa bir performans. İlginç bir sahne gösterisi izlemek isteyenler için tavsiye ederim.

5 Nisan 2013 Cuma

   Yazmayalı baya zaman oldu sanırım. Anladım ki keyfim yerindeyken daha doğrusu hayatımda yaptıklarımı, gezdiklerimi anlatabileceğim biri varsa buraya yazmıyorum. Geçen gün yalnızlıkla ilgili güzel bir şey okudum. Yalnızlık; size kapıyı açan birinin olması değil sevdiğiniz, öğrendiğiniz bir şeyi paylaşacak biri olmamasıdır. Evet ne büyük ihtiyaç çoğumuz için paylaşacak birinin olması. Ortak noktalarımız olan arkadaşlarımız olabilir ama aynı şey için aynı heyecanı duyabileceğimiz birisi olması zor ihtimal. Bu ihtimal gerçekleştiğinde ve hele ki bu insana karşı içimizde aşk varsa işte bu mucize gibi bir şey oluyor. Gördüğünüz, dinlediğiniz, sevdiğiniz her şeyi ama her şeyi onunla paylaşmak istiyorsunuz. Uzaklarda da olsa  gönderilen kahve fotoğrafıyla o masada sizinle yanıbaşınızda oturuyor oluyor. Uzatsan elini tutacak gibi.

Ve sonra... ve sonra mesafelerin zor olduğu gerçeği ortaya çıkıyor, masada yalnız kalıyorum. Ve bloga geri dönüş.

Bu aralarda kitap okumaya tam gaz devam ediyorum. Mrs.Dalloway, Gülüşün Ve Unutuşun Kitabı, Hayvanlar Çiftliği, İçimizdeki Şeytan, Tutunamayanlar... Şu an Otuzların Kadınını okuyorum. Tavsiye ederim, iyi geliyor.


3 Mart 2013 Pazar

Rahmi M.Koç Müzesi

Dün İstanbul'daki havanın güzelliğinden faydalanarak soluğu koç müzesinde aldık. Turkcell'in bir alana bir bedavasından faydalanacağımızı düşünürken bir önceki gün bittiğini öğrendik müze yetkilisinden. Oysaki Turkcell sitesinde 2 Mart son gün yazıyordu. Neyse efenim kültür dedik sanat dedik bastırdık parayı artık. Yanımda arkadaşım ve 14 yaşındaki yeğeniyle.

Bizi ilk selamlayanlar eski, süper, muhteşem arabalar oldu.  Hepsi gıcır gıcır, pırıl pırıl.  İşte size bir kaç örnek




 

Ünlü arabalarda vardı. Harry Potter filminde uçan araba


 Cem Yılmaz'ın opet reklamındaki arabası


Berlin duvarından parçalar ve Trabant



Bu güzel arabaların üstüne bir bardak su içmemiz gerekirken biz kahve içelim dedik ve güzel kafesine girdik. Müze falan demedik falımızada baktık tabii :)


O kadar çok gezilecek yer var ki 3 saatte anca çıkabildik. Dünden bugüne ipod,bilgisayar, çamaşır bulaşık makinesinin çalışması, televizyonların çalışması...  Zaten öğrencilerin çok sık uğradığı bir müze. Üst katında yine çocukların ilgisini çekecek deney çalışmaları var. Ben en çok köpük yapmayı sevdim.  Halatı çekiyorsunuz oldukça yavaş çekmek lazım ve kendinizi birden köpüğün içinde buluyorsunuz. Çok eğlenceliydi.

Yeni sergilerde vardı ; yol efsaneleri , bu treni kaçırmayın, işte güneş


Anlat anlat bu müzeyi gidip görmenizi tavsiye ederim.

Ve son kareler...





1 Şubat 2013 Cuma

Blog okumak bende depresyona neden oluyor. Kahveler, kitaplar, gezip görülen yerler, yemekler... Bir ben miyim sabah 6'da uyanan sıkıcı bir işte çalışan :(